"Kahraman ecdadımızın, mübarek şehitlerimizin ve yiğit gazilerimizin fedakarlıkları olmasaydı, değil bin yıl, bir yıl bile bu topraklarda tutunamazdık''

23 Ocak 2018Paylaş
a-A+


Başbakan Binali Yıldırım, "Türkiye, karanlık ellerin kirli oyunuyla diz çöktürülmeye çalışılıyor. Aziz millet bu oyuna gelmez. Türkiye, terör örgütleriyle mücadelesini elbette kesintisiz bir şekilde yürütecek" dedi.

 

Başbakan Yıldırım, Grand Ankara Hotel'de düzenlenen Devlet Övünç Madalyası ve Beratı Tevcih Töreni'nde bir konuşma yaptı. Tören dolayısıyla şehit yakınları ve gazilerle bir araya geldiğini söyleyen Başbakan Yıldırım, şehitlere Allah'tan rahmet, gazilere hayırlı, uzun ömür diledi.

 

Başbakan Yıldırım, "Bu madalyalar, şehitlerimizin iman dolu göğüslerine takılan şehadet mertebesinin yanında sadece küçük bir anlam ifade ediyor. Kahraman gazilerimizin milletin gönlündeki değerlerinin yanında bugün verilecek beratlar çok sembolik kalıyor. Bugün takdim edilecek devlet övünç madalyaları, milletimizin sizlere olan derin minnettarlığının, nesiller boyu sürecek büyük saygısının nişanıdır" diye konuştu.

 

Şehit yakınlarının, bir fidan misali yetiştirdikleri evlatlarını vatan ve millet uğruna şehit verdiklerini belirten Başbakan Yıldırım, "Evlatlarınız şehadetleriyle beraber bütün Türkiye'nin evladı oldu. Acıları sizinle birlikte 80 milyonun yüreğine düştü. Al bayrağa sarılı tabutları, bütün ülkemizin duaları ve tekbirleriyle son yolculuğuna uğurlandı. Gazilerimiz yine vatan ve millet savunması uğruna gazilik şerefine nail oldular" ifadesini kullandı.

 

- "Onlar şanlı tarihimizin kahramanlarıdır"

 

Türk milletinin bin yıldır bu topraklarda yaşadığını vurgulayan Başbakan Yıldırım, şöyle devam etti:

 

"Kahraman ecdadımızın, mübarek şehitlerimizin ve yiğit gazilerimizin fedakarlıkları olmasaydı, değil bin yıl, bir yıl bile bu topraklarda tutunamazdık. Minarelerimizden beş vakit yükselen ezan seslerini duyamazdık. 780 bin kilometrekare vatan toprağının her köşesinde dalgalanan ay yıldızlı bayrağı göremezdik. Bu topraklarda bin yıldır bulunan Türk devlet geleneğinin davası, insanlık davasıdır. Davamız, barış ve kardeşlik davasıdır. Yakın geçmişte terörle mücadelede, 15 Temmuz ve sınır ötesi operasyonlarda şehit düşen, gazi olan kardeşlerimiz bu davanın önemli neferleridir. Her biri günümüzün Alparslan'ı, Fatih Sultan'ı, Mustafa Kemal'idir. Onlar din-i mübin-i İslamın, kutlu medeniyetimizin, şanlı tarihimizin kahramanlarıdır.”

 

Türk milleti ile Türk devletinin, kahraman şehitlerin ailelerinin ve gazilerin her daim yanında olduğunu belirten Başbakan Yıldırım, "Devletimizin her kurumu, milletin her ferdi şehitlerimizi ve gazilerimizi baş tacı eder ve bağrına basar. Bu bilinçle şehit düşen her Mehmetçiğimiz, her bir gazimiz bizi topraklarımıza daha büyük bir aşkla bağlıyor" dedi.

 

- "Bu aziz millet en zor zamanlarda dahi vatanına sahip çıktı"

 

Türkiye'nin de içinde bulunduğu toprakların iki asırdan fazla süredir büyük oyunların, tezgahların yaşandığı bir süreçten geçtiğine dikkat çeken Başbakan Yıldırım, şu değerlendirmede bulundu:

 

"Ülkemiz ve bölgemiz üzerinde her türlü kirli plan farklı şekilde ve zamanda karşımıza çıkıyor. Vatandaşlarımız, askerimiz, polisimiz, güvenlik korucumuz zaman zaman acımasız saldırıların hedefi oluyor. Türkiye, karanlık ellerin kirli oyunu ile diz çöktürülmeye çalışılıyor. Aziz millet bu oyuna gelmez. Türkiye terör örgütleriyle mücadelesini elbette kesintisiz bir şekilde yürütecek. Ülkemize yönelen terör saldırılarının asıl amacı, Türkiye'yi yürümekte olduğu kutlu yolculuktan çevirmektir. Farklı amaçlar, farklı söylemler altında maşa olarak kullanılan tüm örgütlerin nihai hedefi, amacı Türkiye'nin yükselişini yavaşlatmak, geciktirmektir. Türkiye, terör belasıyla yıllardan beri amansız mücadele veriyor. Bu bela kimi zaman vesayetçiler yoluyla karşımıza çıkıyor, kimi zaman terör olarak önümüze geliyor, kimi zaman yargı darbeleriyle kendini gösteriyor. Kimi zaman asker kıyafetine bürünmüş hainlerin saldırılarıyla karşımıza çıkıyor. Küresel aktörlerin de perde arkasında Türkiye'ye yönelik saldırıları bizi tehlikelere karşı daha da açık hale getirdi ancak bu aziz millet en zor zamanlarda dahi bayrağına, vatanına, ezanına ve devletine sahip çıkmıştır. İşte en son örnek, 15 Temmuz hain darbe girişiminde tanklara karşı burada bulunan kardeşlerimiz göğsünü siper etti. Hakk'ın gücü tankın gücünü yendi. Bu bayraklar inmedi, bu ezanlar dinmedi. Dünyanın neresine giderseniz gidin hiçbir milletin böyle bir mücadelesi yok, böyle bir şehidi yok."

 

Başbakan Yıldırım, "Ramallah'tan, Şam'dan, Kahire'den, Hindistan'dan, Yeni Zelanda'dan nice şehit bugün Çanakkale Şehitliği'nde yatıyor. İşte biz böyle kutlu bir medeniyetin evlatlarıyız. Devletin başı dara düştüğünde, bayrağımıza, bağımsızlığımıza en küçük bir tehdit olduğunda aziz millet olaya el koymuştur, el koymaya devam etmektedir" dedi. 

 

Türk milletinin, cephelere, oğlunu "vatana kurban olsun" diye ellerine kına yakarak yollayan bir millet olduğunu belirten Başbakan Yıldırım, bu anlayışla 15 Temmuz gecesi bütün dünyanın canlı olarak izlediği milli mücadele destanının yazıldığını anımsattı.
 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vatanı korumak için çağrıda bulunmasıyla bir milletin sokağa indiğini, minarelerden şehitlerin ruhuna selam yollayan ezan ve selaların yankılandığını anlatan Başbakan Yıldırım, "250 vatan evladı, o Ezan-ı Muhammedi eşliğinde şehadet şerbeti içerek, inşallah inancımız odur ki Peygamberimize komşu oldular. Can verdik ama bağımsızlığımızdan, şehitlerimizin emaneti olan bu cennet vatandan, ay yıldızlı bayrağımızdan asla taviz vermedik. Ardından 29 gece sabahlara kadar nöbet tuttuk" ifadelerini kullandı. 

 

İstiklal Marşı'ndan "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda / Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda / Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda / Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda" dizelerini okuyan Başbakan Yıldırım, Mehmet Akif Ersoy'un ifade ettiği ruhun, bu ruh olduğunu vurguladı. 

 

Bu ruhtan aldıkları ilhamla güçlü Türkiye'yi inşa ettiklerini kaydeden Başbakan Yıldırım, zaman zaman Güneydoğu'da sergilenen ayrılıkçı oyunlara bizzat şahit olduklarını aktardı. 

 

- "Milletimiz bu oyunlara geçit vermedi"

 

"Kardeşi kardeşe kırdırdılar" diyen Başbakan Yıldırım, 16 yaşında kurban eti dağıtan bir çocuğun vahşice katledildiğini hatırlattı. 

 

Peygamberler ve evliyaların şereflendirdiği kadim şehirlerin, Diyarbakır'ın abluka altına alınmak istendiğini kaydeden Başbakan Yıldırım, "Çukur ve hendekler kazarak, masum sivillerin hayatına kastettiler. Mabedlerimiz, bu teröristlerin elleriyle tahrip edildi. Kutsalımıza, Kuran-ı Kerim'imize bile saldırmaktan geri durmadılar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, bu coğrafyada bin yılı aşkın süredir kardeşçe yaşayan bu aziz milletin arasına ayrılık tohumları ekemeyecekler. Geçmişinden ders alan milletimiz bu oyunlara geçit vermedi. Bu oyunları bir bir bozduk. Bundan sonra da bozmaya devam edeceğiz" diye konuştu. 

 

- "Şehitlerimize sözümüz, gazilerimize borcumuz var"

 

Türkiye'nin, ırklarla, mezheplerle, inançlarla kutuplaştırılacak bir ülke olmadığına işaret eden Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin artık farklılıklarıyla büyük bir zenginliğe sahip olduğunu belirtti. 

 

Bugün Türkiye'ye Kudüs, Halep, Gazze, Mogadişu, Arakan ve daha nice mazlum milletin selamını ve duasını gönderdiğini anlatan Başbakan Yıldırım şöyle devam etti:
 

"Türkiye bütün terör saldırılarına rağmen, kardeşliği ve barışı büyüterek, tüm dünyaya güzel bir mesaj veriyor. Şehitlerimize sözümüz, gazilerimize borcumuz var. Türkiye'ye ve gelecek nesillere sevdamız var. Bölünmeyeceğiz, bir olacağız, iri olacağız, kardeş olacağız, birlikte Türkiye olacağız. Bayrağımızı indirmeyecek, ezanlarımızı dindirmeyecek, teröristlere ve onların ağababalarına da dünyayı dar edeceğiz. Kardeşliğimizi, hukuk ve demokrasiyi koruyarak, bütün terör örgütlerinin başını ezeceğiz. Cerablus'ta, Gabar'da, Afrin'de, Cudi'de mücadele ediyoruz.”

 

- "Biz bu işe son verirken ahkam kesmesinler"

 

Mücadele etmeyi sürdüreceklerini vurgulayan Başbakan Yıldırım, "Şehitlerimizin, milleti uğruna yaralanan gazilerimizin kanı yerde kalmıyor, kalmayacak. Bunu yaparken de şu ülke şöyle dedi, bu ülke böyle dedi. Hiç bizi ilgilendirmez. Biz ölürken, milletçe gözyaşı dökerken, musalla taşlarından şehit cenazeleri kalkarken, taziyelerini bile ağız ucuyla iletenler, şimdi biz bu işe hukuk ve meşru müdafaa çerçevesinde son verirken ahkam kesmesinler. Ölen bizim askerimiz, polisimiz, gazi olan bizim Mehmetçiğimiz, bombaların hedefi olan bizim insanımız, asıl yıkılmak istenen şey, kardeşliğimiz ve birlikte barış içinde yaşama azmimizdir. Evelallah bunu da başaramayacaklar. Kardeşliğimizi, asla yok edemeyecekler" değerlendirmesinde bulundu.

 

Güney sınırlarında bazı oyunlar oynandığını kaydeden Başbakan Yıldırım, "Bazı tezgahlar planlanıyor. Düne kadar bölgenin en büyük belası DEAŞ'tı. Bütün dünya, 'DEAŞ ile mücadele için ne yapacağız, ne edeceğiz' diye konuşurken, Türkiye Fırat Kalkanı ile bölgeye gitti, DEAŞ örgütüne en büyük darbeyi vurdu" dedi. 

 

Türkiye'nin terörle mücadelede gösterdiği samimi ve kararlı tutumun bazı çevrelere yeterli gelmediğini söyleyen Başbakan Yıldırım, "Şimdi dost ve müttefik bildiğimiz bazı ülkeler sınırlarımıza 30 bin kişilik bir terör ordusu kurma hayaline kapılmışlar. Bu çerçevede de uluslararası hukuktan doğan haklarımızı kullanarak bu terör yapılanmasına son vermek için Zeytin Dalı Harekatı'nı başlattık" diye konuştu. 

 

Başbakan Yıldırım, harekatın son terörist yok oluncaya kadar devam edeceğini belirterek "Bugünlerde aydın maskeli bazı tiplerin, çeşitli mecralarda dillendirdikleri yalanlara karşı da milletimizin uyanık olmasını istiyorum. Bilhassa Zeytin Dalı Harekatı sırasında sanki Kürt kardeşlerimize yönelik bir operasyon yapılıyormuş gibi göstermeye çalışıyorlar. Bu zinhar doğru değildir. Bu en büyük alçaklıktır. Asıl olan, bu bölgede yaşayan Arap, Kürt, Türkmen, diğer bütün etnik kökene sahip masum ve sivil insanları, alçak PKK, DEAŞ terör örgütlerinin zulmünden kurtarmak, onları rahata erdirmek ve ülkemize, sınırlarımıza yönelen her türlü tehdidi yerinde bertaraf etmek" değerlendirmesinde bulundu. 

 

- "Yürekleri yetiyorsa buyursunlar, yalanlarını burada da söylesinler"

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, hükümetin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin Türkiye'de ve bölgede yaşayan her bir vatandaşın can ve mal güvenliğini esas aldığına ve öncelik verdiğine vurgu yapan Başbakan Yıldırım, "Bazı çok bilmişler, bugünlerde Türkiye'nin bu operasyonuyla ilgili yorumlar yapıyorlar ancak bu yorumları yaparken terör örgütünün emeline, amacına bilerek yahut bilmeyerek yardım ettiklerinin farkında değiller. İşte bu salonda, gencecik fidanlarını toprağa vermiş aileler ve canlarıyla cenk etmiş gazilerimiz var. Eğer yürekleri yetiyorsa buyursunlar, yalanlarını burada da söylesinler" şeklinde konuştu.

 

Sosyal medyada dolaşan bazı provokasyon gayretlerini de yakından takip ettiklerine dikkati çeken Başbakan Yıldırım, "Hiç sıkılmadan geçmiş olaylara ait fotoğrafları sanki Afrin operasyonunda çocuklar, siviller öldürülüyormuş gibi takdim etmekten çekinmiyorlar. Milletimiz rahat olsun sosyal medya sorumsuz medya değildir. Hiç kimsenin hukuka, adalete, meşruiyete uymayan çaba içerisine girme hakkı yoktur. Burada yaşanan, burada işlenen suçların hesabı da sorulmaya başlanmıştır. Barışa hizmet eden Zeytin Dalı Harekatı'na leke sürmek isteyenlere asla fırsat vermeyeceğiz" dedi. 

 

- "Türk milleti, Türk devleti sizleri şerefle, şanla yad edecektir"

 

Başbakan Yıldırım, "Değerli askerlerimiz, değerli güvenlik görevlilerimiz emin olun ki 80 milyon vatandaşımızın duası, desteği sizinle beraberdir. Değerli şehit yakınlarımız, kıymetli gazilerimiz, bugün sizlere tevcih edilecek çok kıymetli bir madalyayı aslında siz bize verdiniz. Bir ömür geçse dahi bir şehidimizin, tek bir gazimizin hakkını ödeyemeyiz. Bu ahde vefa nesiller boyu devam edecek, Türk milleti, Türk devleti sizleri şerefle, şanla yad edecektir" dedi.  

 

Konuşmasının sonunda tüm katılımcılara hürmet ve muhabbetlerini sunan Yıldırım, "Ay yıldızlı bayrağımızın altında ilelebet yaşayacağımız bir gelecek temennisi ve inancıyla hepinizi Allah'a emanet ediyorum" ifadesini kullandı.

 

 

- "Şehit yakınları ve gazilerin her zaman yanındayız"

 

Aile ve Sosyal Politikalar Dr. Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya da geçen haftadan itibaren 3 bin 115 devlet övünç madalyasının şehit yakını ve gazilere tevcih edildiğini belirtti. Bakan Kaya, 2 bin 226 madalyanın gazilere, 889'unun da şehit yakınlarına verildiğini ifade etti.
 

İstanbul'da ve Ankara'da gerçekleştirilen devlet övünç madalyası törenlerinde duygusal anlar yaşadıklarını dile getiren Bakan Kaya, "Zeytin Dalı Harekatı başlamadan iki, üç gün evvel harekat söz konusu olduğu gündeme gelince madalyalarını alan gazilerimiz bizlere, 'Ne olur bu madalyanın hakkını vermemiz için bize de müsaade edin, Afrin'e gidelim, bizi de askere alın.' dediler. Böyle kahraman bir milletin evladı olmaktan büyük mutluluk, onur duyuyoruz" diye konuştu.

 

Bakan Kaya, şehit yakınları ve gazilerin her zaman yanında olduklarını belirterek, bu vatan için gözünü kırpmadan şehit olan vatansever kahramanların emanetlerine sahip çıkmanın en şerefli görev olduğunu söyledi.

 

Afrin'deki Zeytin Dalı Harekatı'nda şehit düşen Musa Özalkan'ın cenazesine katıldığını aktaran Bakan Kaya, Özalkan'ın annesinin, "Bu hayat geçici, Rabbim ebedi hayatta bizi ayırmasın. Biliyorum ki o bana öbür tarafta şefaatçi olacak ve birlikte olacağız" ifadesini kullandığını aktardı.

 

Bakan Kaya, iman dolu anneler olduğu sürece, bu vatanı kimsenin bölmeye gücünün yetmeyeceğinin altını çizdi.

 

Devlet övünç madalyalarının hayırlı olması temennisinde bulunan Bakan Kaya, madalyaların torunlara bırakılacak en şanlı ve şerefli emanet olacağını sözlerine ekledi.

 

Konuşmaların ardından Başbakan Binali Yıldırım, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Dr. Fatma Betül Sayan Kaya ile Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, şehit yakını ve gazilere devlet övünç madalyası ve beratını takdim etti.

Haberin Fotoğrafları