
5 Aralık 1934; Türk kadınının siyasal, kamusal, toplumsal yaşama katılması açısından köklü bir hukuksal ve toplumsal dönüşümü ifade eden “Seçme ve Seçilme Hakkı”na kavuştuğu gündür. Bu tarih, Türk kadını için vatandaş konumuna geçişin, toplumda eşit statüde kabul edilmenin dönüm noktasıdır.
1930’da yerel, 1934’te de genel seçimlerde Türk kadınına birçok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Kadınlar milletvekili genel seçimlerinde ilk kez 1935 yılında oy kullanmış; bu seçimlerde 18 kadın milletvekili Meclis’e girmiş ve parlamentoda %4,6 oranında temsil edilmişlerdir. O yıllarda Avrupa, Amerika ve Asya’daki birçok ülkede bu hak kadınlara tanınmamaktadır. Aynı dönemde Fransız kadınları siyasal haklara sahip değilken, bu hakka sahip olan İngiliz kadınları ise %0,1 ile %2,4 oranında temsil edilmektedir. O dönemdeki dünya ülkeleri ile karşılaştırıldığında, Türk kadınına 1934 yılında seçme ve seçilme hakkının verilmesi, kadın hakları açısından oldukça ileri bir kazanımdır.
Fikri temelleri Tanzimat’tan Cumhuriyet’e uzanan ve Büyük Atatürk’ün önderliğinde Türk kadınına tanınan seçme ve seçilme hakkı; Türkiye Cumhuriyeti´nin modern dünyada hak ettiği yeri alma kararlılığının bir göstergesidir. Kurtuluş Savaşı´nda fiilen savaşan; cephelere yiyecek ve cephane taşıyan, esir düşen, şehit veren Makbule Efelere, Nene Hatunlara siyaset alanında da var olma imkânı veren bu haklar; Büyük Atatürk’ün “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın” fikrinin bir ürünüdür.
Seçme ve seçilme hakkını erkeklerle eşit biçimde dünyada en erken elde eden Türk Kadınının, aradan 75 yıl geçmesine ve hiçbir hukuki engeli bulunmaması rağmen siyasi karar organlarındaki temsil düzeyi, henüz arzu edilen noktada değildir. 1935 seçimlerini takiben 1939’da kadın milletvekili oranı yüzde 3,8’dir. Bu oranlar, örneğin, 1950’de yüzde 0,6; 1965’te yüzde 1,8; 1987’de yüzde 1,3; 1999’da yüzde 4,2 ve 2002’de de yüzde 4,4’tür. 2007 genel seçimleri, kadınların en yüksek oranla (yüzde 9,1) Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yer aldıkları dönem olmuştur. Son genel seçimler, gelecekte kadınların siyasi yaşama katılımlarının artması açısından umut vericidir.
Siyasal hayattaki bu tezahürüne karşın kadınlar, çok çeşitli alanlarda ve mesleklerde yüksek oranlarda temsil edilmektedir. Üniversitelerde kadın öğretim elemanı oranı yüzde 41,6’dır. Toplam profesörler içinde kadın oranı yüzde 27,8’e ulaşmıştır. Mimarların yüzde 38’si, avukatların ise yüzde 36,8’i kadındır.
Türkiye´nin kalkınması, kadın-erkek her bireyin demokratik haklarını kullanması ve yönetime katılmasıyla mümkündür. Hiç şüphe yok ki kadın ve erkeğin hayatın her alanına eşit katılımı, karar alma süreçlerinde eşit temsilleri çağdaş demokrasinin bir gereğidir. Kadınlara karşı ayrımcılıkla mücadelede ve kadının insan hakları konusunda ileri adımların ve önemli gelişmelerin yaşandığı ülkemizde çağdaş ve demokratik ilkeler hayata geçirilmeye başlanmıştır.
Başta Anayasamız olmak üzere Türk Ceza Kanunu, Türk Medeni Kanunu ve İş Kanunu gibi temel yasalarda reform niteliğinde düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Bu düzenlemelerin toplumsal hayatımızda kadın-erkek fırsat eşitliğini güçlendirici dönüşümleri sağlayacak süreç işlemeye başlamıştır.
İnanıyorum ki bundan sonraki süreçte kadınlarımızı hem toplumsal hayatın her alanında, hem de siyasal hayatta hak ettikleri yerde göreceğiz.
Kadınların siyasi karar organlarındaki temsil düzeyi arttıkça siyasetin dili değişecek, kadın inceliği ve nezaketi sert söylemleri yumuşatacaktır. Siyaset rekabete açık ve sert bir alandır. Burada kadınların da siyasete gerçekten talip olmaları, mücadeleyi göze almaları ve bu hakkın kendilerine sunulmasını beklememeleri gerekmektedir. Kadınların temsil oranının artmasında talepkar olmak ve mücadeleyi göze almak belirleyici olacaktır.
Türk kadınları olarak, bize sunulan seçme ve seçilme hakkının değerinin bilincindeyiz. Büyük Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için; eşit katılım ve eşit temsil hedefine toplumun tüm kesimlerince verilecek ortak mücadele sonucunda ulaşabileceğimiz gerçeğinden hareketle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmekteyiz. Kadınlarımızın hayatın her alanında daha aktif rol üstlenmelerini, siyasete katılmalarını teşvik etmeye, bu doğrultuda gerekli bütün adımları atmaya bundan sonra da devam edeceğiz.
Bu duygu ve düşüncelerle Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilişinin 75. yıl dönümünü kutlar, siyaset de dâhil her alanda kadınlarımıza başarılar dilerim.




